
Türk sosyalist grupları hiçbir vakit sınıfa ait olmadılar.
12 Eylül'den, özellikle Berlin Duvarı ve SSCB'nin yıkılışından sonra ise, açıkça ifade etmeseler de, sınıftan ve sosyalizmden iyice umutlarını kestiler.
60'larda ve 70'lerde daha çok Kürt ve Alevi bir tabana yaslandılar.
Ama 70'lerin ortalarından itibaren Kürtleri, 80'lerde ve 90'larda ise Alevileri yitirerek giderek marjinalleştiler.
Bu süreçte geçmişten ders çıkarıp sosyalizm anlayışlarını yenileyerek sınıfa yönelmek, bağımsız bir sınıf hareketine dönüşmeyi hedeflemek yerine PKK'nın güçüne imrendiler.
Marjinal varlıklarını sürdürebilmenin formülünü PKK'ya yaslanmakta, ona benzemekte buldular.
PKK'nın kendisi haricindeki bütün muhalefeti silah zoruyla bastırma, kendi içinden ve dışından yüzlerce devrimciyi katletme eylemlerine ses çıkarmadılar.
PKK'nın en yakınında durmak için birbirleriyle rekabet ettiler.
Birbiri ardı sıra Beka'nın yolunu tuttular.
Apo'dan çok Apo'cu, PKK'dan çok PKK'cı olmaya başladılar.
PKK’ya 'Kürt Özgürlük Hareketi' sıfatı yakıştırdılar.
Dersim'i ve Kürdistan'ı tanımayan bu Türk solcuları, kendilerini Kürt olarak tanımlamayan azınlıklara, Dersim'e, Kızılbaşlara ve Zazalar'a da Öcalan'ın ve PKK'nın penceresinden bakmaya başladılar.
Kızılbaş sorunu ile Kürt sorununu bile ayırt edemez hale geldiler.
PKK'nın başka kimlikleri, dilleri ve kültürleri ve onların eşit haklarını inkar eden yaklaşımını sorgusuz sualsiz paylaştılar.
PKK, her istediğini kolaylıkla dikte ettirdi onlara.
Dersim fikriyatını savunanları 'bölücü', 'devletçi' diye suçlamak da dahil.
KCK ve HDK gibi girişimlerle birlikte bu Türk solcularını PKK’dan ayırmak olanaksız hale gelmeye başladı.
Bunların her biri PKK’nın birer küçük versiyonudur şimdi.
PKK ağzıyla konuşmaları artık şaşırtıcı gelmemeli bize.
Hayatta kalmak ve kendi ‘devrim’ ve ‘sosyalizm’ projelerini gerçekleştirmek için sınıfa değil, Kürtlere, daha doğrusu PKK’ya yaslanmaya karar vermiş görünüyor bu grupçuklar.
HDK denen oluşum, 'sosyalist' Türk solunun büyükçe bir bölümünün sınıftan ve proleter sosyalizminden iyice uzaklaşmasının, sosyalist harekette popülizmin, Türk solunun PKK’lılaşmasının zirve noktasıdır.
Şimdi artık tek bir PKK değil, HDK adı altında buluşan sayısız PKK’cıklar var diyebiliriz.
Olan biteni bu gelişmeler ışığında okuyalım, yani tek tek ağaçlara takılmaktansa ormana odaklanalım derim.
(Kaynak: Facebook Desmala Sure sayfası, KCK ve HDK Üzerine Notlar 1, 06/01/2012)
Erdoğan İkinci Abdülhamit'e mi öykünüyor?
Seyfi Cengiz
28 Aralık 2011
Türkiye'de 'Açılım' adı verilen sözde reform/devrim dönemleri yeni değil.
İlk açılım Tanzimat'tır.
Onu başkaları (1908 ve 1923 de dahil) izlemiştir.
Bu açılımların herbirinin ardından içerde ve dışarda bir 'Yeni Türkiye' rüzgarı estirilmiştir.
Ama halk lehine vaad edilen yenilikler bir türlü gerçekleşmemiştir.
AKP döneminin açılım/reform siyaseti de Tanzimat'tan beri bir seri örneğini gördüğümüz eski açılımlara benzemeye başladı.
İçişleri Bakanı'nın son demeci, 'KCK operasyonları' adı verilen seri operasyonların, ressamı, şairi, edebiyatçıyı, sanatçıyı da kapsamına alarak AKP rejimine muhalif hemen her kesim üzerinde nerede duracağı kestirilemez bir baskı kampanyasına işaret etmektedir.
Erdogan, 'ustalık' dediği döneminde, TC'nin Osmanlı geçmişine her zamankinden daha fazla sahip çıkmakta, Ermeni soykırımındaki pozisyonu ve Kanuni çıkışı ile giderek İkinci Abdülhmit'e benzemekte, onunkine benzer bir hafiye ve polis rejimi kurmaktadır.
AKP'nin 'Yeni Türkiye'si İslam dünyasının lideri ve Osmanlı benzeri bir dünya gücü olma hevesi ile içerde ve dışarda giderek otoriterleşiyor.
Bu gidişat açılımlar politikasını ve yeni anayasa konusunu pratik karşılığı olmayan, daha çok söylemden ibaret vaatlere dönüştürmüş bulunuyor.
Özür meselesi ve bir protestonun düşündürdükleri (3)
Seyfi Cengiz
Dersim Özrüne karşı çıkanlar bu duruşlarını muhtelif gerekçelere dayandırıyorlar.
Özellikle Erdoğan ve AKP'nin siyasi niyetlerine ve hesaplarına işaret ediyorlar.
Bu nokta üzerinde kısaca duralım diyorum.
'Açılım'lar sürecinin ilk Dersim tartışmasının 'fitilini ateşleyen' CHP'li Onur Öymen'in sözleri olmuştu.
Erdoğan konuyu partisinin seçim mitinglerine kadar taşımıştı.
Son Dersim tartışmasının 'fitilini ateşleyen' ise AKP yandaşı Zaman gazetesi oldu.
Bunu 2 Kasım'da Hüseyin Aygün'le bir söyleşi ayarlayarak yaptı.
Bu söyleşiden ''Dersim katliamının sorumlusu CHP'dir. Atatürk'ün de haberi vardır'' başlıklı bir haber çıkarttı.
Bir hafta kadar beklettiği bu haberi 'Atatürk'ün ölüm yıldönümü olan 10 Kasım'da yayımladı.
Burada bir akıl, bir niyet olduğu bellidir.
12 CHP'li vekilin 16 Kasım çıkışını kışkırtan akıldır bu.
Ardından AKP'nin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda Erdoğan'ın yaptığı malum konuşma ve 'özür jesti' geldi (23 Kasım).
Fotoğrafın bu kadarı bile son Dersim tartışmasının tesadüfen patlak vermediğini gösterir.
'İran-Suriye aksı' ile gerginleşen ilişkilerin, AKP-CHP rekabetinin, AKP'nin Kürt politikasının ve BDP/PKK ile çatışmasının (KCK operasyonlarının) bu tartışmanın gündeme sokulmasında etkileri vardır.
Başka deyişle Dersim özrüne karşı çıkanların bu duruşlarına dayanak yaptıkları gerekçelerde bir gerçek payı yok değildir.
''Özrü kabul etmiyoruz! Al özrünü başına çal!' tavrı buna rağmen yanlıştır.
Apolitik bir dünyada yaşamıyoruz.
Tartışılan konu da (Dersim soykırımı) politika üstü bir konu değil zaten.
Siyasi niyet veya hesapların işe karışmaması düşünülemez.
Rakip partiler arasında iç rekabetin kızıştığı konjonktürlerde daha fazla halk desteği için tavizler verildiğinin örnekleri çoktur tarihte.
Erdoğan ve partisinin, özellikle Dersim odaklı bir çıkış üzerinden Dersimli ve Alevi seçmeni CHP'den koparmak, mümkünse ümmetin bir parçasına dönüştürmeki, AKP ve Cemaat yanlısı medyanın da desteğiyle kendi meşrebine uygun kimselerden (akademisyen, dernek yöneticisi, girişimci, vekil, vb) muhatap oluşturmak istediği söylenebilir.
Azınlıklar içinde kendisiyle iş tutacak muhataplar bulmak, yoksa yaratmak, AKP'nin 'Açılımlar' siyasetinin başta gelen bir özelliğidir.
Bu gibi 'niyetler ve hesaplar' elbette görmezden gelinecek şeyler değildir.
Ama aynı zamanda olumlu etkileri/sonuçları inkar edilemeyecek olan bir konuşma ve özür var orta yerde.
Bu konuşmada devletin Dersim'de yaptığı, sözcüğün kendisi kullanılmadan soykırım (önceden planlamış bir kırım) olarak tasvir edilmiş ve devlet adına özür dilenmiştir.
Erdoğan'ın bu özründe anlamlı/değerli olan suçun itirafıdır.
Böyle bir itiraf bir Başbakan'ın ağzından ilk defa yapılmıştır.
Bu bir adımdır, bir kazanımdır.
Benim altını çizdiğim ve desteklenmeye değer bulduğum nokta tamda budur.
Burdan ilerleyerek devlet ve ümmet tarafından işlenen öteki suçların kabulü, Dersim adı ve otonomisinin iadesi talep edilmelidir.
Türk devletinin işlediği suçların teşhirinde, iç ve dış kamuoyunun aydınlatılmasında Erdoğan'ın itirafı oldukça önemlidir.
O nedenle 'Al özrünü başına çal!' tavrı kesinlikle yanlıştır.
Bu özürde noksan/kusurlu bulduğum şeyi de söyleyeyim.
Özür dilemek, sözlük anlamıyla, suçu kabul ve itiraf etmek, sorumluluğunu üstlenmek ve bağışlanma talep etmektir.
Dersim kırımlarından devlet (Türk milliyetçiliği) ve ümmet (İslamcılık) sorumludur.
Erdoğan'ın özründe ümmet sorumluluktan muaf tutulmuş, hatta Necip Fazıl üzerinden yürünerek aklanmaya kalkışılmıştır.
Erdoğan'ın özründeki en büyük kusur budur.
Ümmetçiliğin Dersim ve Alevilere yönelik güncel seferleriyle (Alevi dedelerini Diyanet memurlarına dönüştürmek gibi) birlikte düşünüldüğünde tehlikeli bir kusurdur bu.
İkincisi ise andaki dengeler, ayrıca yeri ve şekli nedeniyle adına özür dilenen devletin bu özrü ne ölçüde sahipleneceği, toplumun onu ne ölçüde içselleştirilip kalıcılaştıracağıdır.
Meclis'in, TSK, yargı, öteki siyasi partiler, yazılı ve görsel medyanın bu özür konusundaki tavrı henüz netlik kazanmamıştır.
Yarın birileri çıkıp devlet adına Cumhuriyet Gazetesi ve/ya Türksolu Dergisi'ne paralel bir duruş sergilerse ne olacaktır?
Özür meselesi ve bir protestonun düşündürdükleri (2)
Seyfi Cengiz
''Özrü kabul etmiyoruz! Al özrü başına çal!'' bir duruştur.
Ama yanlış bir duruştur.
Kendilerine ''Dersim Demokrasi Güçleri'' adını yakıştıran 10 Aralıkçılar'ın (ben bunlara 10 Aralıkçılar diyeceğim bundan böyle) özür karşıtlıklarını bu karşıtlığa odaklı bir mitinge dönüştürmeleri duruşlarındaki bozukluğu abese vardırmıştır.
Bu özrün sınırlı, yetersiz, kusurlu olduğu gerçeğini dile getirerek bu yönlerini giderecek talepler öne sürmek dururken, ''Devletin Özürünü Kabul Etmiyoruz!'', "(Devletten) hiçbir özür istemiyoruz!" demek (Bkz. DHF Açıklaması) ), bir kayıtsızlığın ifadesidir.
Bu kayıtsızlığın geleneksel ikameci yaklaşımla ''Dersim halkı haykırdı: Devletin özrünü kabul etmiyoruz!'' (Bkz. DHF Sitesi, Video Haber) şeklinde yansıtılarak bütün Dersim halkına maledilmesi kabul edilemez.
Mağdurun duruşu değildir bu.
Mağdurun 'Devletten özür istemiyoruz!' tarzında mağduriyetiyle bağdaşmayan bir talebi olmamıştır, olmaz, olamaz da.
Bu tavır Dersim gerçeğine yabancı bir tavırdır.
''Al özrünü başına çal, özrünü kabul etmiyoruz!'' tavrı Dersim sorununa yabancı, Dersim halkını ve talepleriini bilmeyen, Dersim soykırımının tanınması ve bundan ötürü özür dilenmesi gibi talepler için mücadele etmemiş olanların tavrıdır.
Erdoğan'ın özrünün onlara bir lütuf gibi görünmesi de bundandır.
Oysa bu sonuçta bu talep uğrunda verilmiş onlarca yıllık bir mücadelenin büyük katkısı vardır.
DHF'nin demokratik adımlara/reformlara ''devrimci mücadelenin yan ürünleri'' olmaları durumunda bile taraf olmadığı anlaşılıyor.
''Dersim halkının tarihsel acıları ve hesapları ancak halkın demokratik iktidarında... görül(ür)'' demenin (Bkz: DHF açıklaması) başka bir anlamı yoktur.
Aynı DHF açıklamasında ''1937-38 katliamının hesabının verilmesi'', ''Arşivlerin açılması'', ''Seyit Rıza ile arkadaşlarının mezar yerlerinin açılarak yüzleşilmeye başlanılmasi'', ''hakikatleri araştırma komisyonunun kurulması' vb gibi bu yaklaşımla bağdaşmayan talepler ileri sürülmüş olması açık ki bir tutarsızlığın ifadesidir.
Bu gibi taleplere karşı çıkılmazken (veya bunlar 'halkın demokratik iktidarına' ertelenmezken) özür talebine neden karşı olunduğu anlaşılmaz kalmaktadır.
Bu DHF açıklamasına ''Dersim Merkez, Hozat, Mazgirt, Pertek belediye başkanları, DEDEF genel başkanı, Muş Milletvekili Demir Çelik ve sanatçı Ferhat Tunç’un da katılarak destek verdi (ği)'' not ediliyor (Bkz. Demokratik Halklar Federasyonu resmi internet sitesi).
Dersim 38 mağdurlarının bahsi geçen belediye başkanlarını istifaya çağırmaları gerektiğini düşünüyorum.
(devam edecek)
Özür meselesi ve bir protestonun düşündürdükleri (1)
Seyfi Cengiz
Tarih, 10 Aralık 2011.
Dersim'de bir "miting".
Adı, "37-38 Mitingi".
Binlerce kişinin katıldığı söyleniyor.
Düzenleyen "Demokrasi Platformu".
Halkların Demokratik Kongresi (HDK), BDP ve Demokratik Halklar Federasyonu (DHF) da dahil 45 kadar kuruluşun katıldığı belirtilen bir platform bu.
Bu mitingin ana sloganları/mesajları şöyle:
"Özrü kabul etmiyoruz!",
"Al özrünü başına çal!",
"(Başbakan Tunceli'de) Seyit Rıza büstü önünde diz çöküp özür dilesin!".
Evet, mitingin sloganları aynen böyle.
Yani gerçekte bir protesto ile karşı karşıyayız.
Ben böyle bir protesto hatırlamıyorum.
Kendi türünde bir ilk olmalı bu.
Bu protestonun anlamı üzerinde birlikte düşünelim diyorum.
Ben düşüncelerimi yazacağım.
Sizler de yazın, birlikte ilerleyelim.
Kılıçdaroğlu'nun durduğu yer
Seyfi Cengiz
(Bu yazının ilk yayın tarıhi: 23.08.2010, www.desmalasure.de)
CHP’li kimliği Kılıçdaroğlu’nun nerede durduğu hakkında genel bir fikir veriyor.
Bu yetmiyorsa, Onur Öymen’in meclisteki Dersim referansı üzerine patlak veren tartışmada Kılıçdaroğlu’nun durduğu yeri hatırlayın.
O da yetmezse partisinin eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ın yerine talip olduğu ortamı, bu göreve geliş şeklini, başta Hürriyet olmak üzere statükocu “Merkez Medya“nın bu gelişte oynadığı rolü anımsayın.
Bilmem hatırlar mısınız, AKP Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan bir konuşmasında toplumun tüm kesimlerinin ortak değerleri olarak gördüğü bazı isimler sıralamıştı.
Aralarında Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş, Pir Sultan, Mehmet Akif, Said-i Nursi ve Necip Fazıl gibi isimlerin de bulunduğu Erdoğan’ın bu listesine Kılıçdaroğlu iki ismin daha eklenmesini önermişti.
Kimdi bunlar, hatırlıyor musunuz?
Bunlardan biri asıl kimliğini inkar eden Türkçü ideolog Ziya Gökalp, diğeri de ilk Kızılbaş kırımlarının başını çekenlerden İdris-i Bitlisi idi.
Kılıçdaroğlu’nun listede noksan bulduğu bu iki isim de onun nerede durduğu hakkında bir fikir vermiyor mu?
Rivayet odur ki “kurtuluş“ için bir “Meydan Muharebesi“ de şu Sakarya denen yerde yaşanmış.
Şimdi bir üniversite var burada.
Sakarya Üniversitesi (SAU).
Tarih 25 Mart 2010’dur.
Kılıçdaroğlu, daha CHP Grup Başkan Vekili iken bir gazeteciler grubu tarafından bu Universite’de düzenlenen bir programa davetlidir.
Bir konuşma yapıyor.
Ne diyor, bir bakın:
“Bizi farklı inançtaymışız gibi gösteriyorlar.
Sanki bizim dini duygularımız yokmuş gibi gösteriyorlar, ama gerçek Müslüman biziz…”.
“Yargıçlarla, savcılarla kavga ederek bir yere gidemeyiz”
“Yeni bir kurtuluş savaşı başlatmak gerek”.
(Bkz. Habertürk Gazetesi, 25 Mart 2010, Perşembe)
Biz onu Kızılbaş bilirdik değil mi?
Ama kendisi söylüyor, artık değilmiş.
Dönmüş, devşirilmiş.
CHP; önemli ölçüde bu ameliyeden geçirilmiş Aleviler’in partisidir.
Alevi kurumlarının büyük çoğunluğu bu kitleyi CHP'ye ve CHP üzerinden de devlete bağlayan dernek bürokrasisinin elindedir.
Kılıçdaroğlu’nun bu partinin başına getirilişi devletçi ve ulusalcı Aleviler’in CHP’den kopuşunu engellemek içindir.
Kılıçdaroğlu, en çok Ergenekoncular’dan ve onların bir parçası olan Perinçekçiler’den duyduğumuz laflar ediyor:
“Yeni bir kurtuluş savaşı…gerek“.
Böyle bir adamı Hürriyet yazarları, Ertuğrul Özkök, Özdemir İnce ve eski Perinçekçi Soner Yalçın gibileri alkışlamaz da, kim alkışlar?
Kemal Kılıçdaroğlu vaktiyle solcuymus, ama ne menem solculuksa bu, kendisine kurtuluş savaşlarının ezilen halklar ve sınıflar tarafından verildiğini, ezen ve sömüren devletlerin kurtuluş savaşları veremeyeceğini öğretememiş.
Devlet ve imparatorluk kurtarmak için verilen bir savaşı “kurtuluş savaşları“ veya “millli mücadeleler“ kategorisine sokanlar bu savaşa öncülük eden Türk paşaları ve “devrim“den bu paşaların yapacağı darbeleri anlayan Türk solcularıdır; adam gibi solcular değil.
Kılıçdaroğlu’nun “yeni“ bir baskısından sözettiği “kurtuluş savaşı“nın ilki daha bu savaşın içinde (Koçgiri’de) başlamıştı Dersim’i ve Pontus’u kırmaya.
Generaller öncülük ediyordu ona.
CHP’yi ve Türk Cumhuriyeti’ni bu generaller kurdu.
1925’in ve 1938’in sorumluları da aynı paşalardır.
Bir yenisinin ne getireceği şimdiden bellidir.
Kılıçdaroğlu’nun durduğu yer, Türk paşalarının onu ve benzerlerini çağırdığı yerdir.
Geriye doğru izini sürerseniz karşınıza Mah, Müdafai Hukuk Cemiyetleri, Halkevleri, Türk Ocakları, Teşkilat-ı Mahsusa gibi mekanlar çıkar.
Mağdurlara kendi katillerinin sevdirildiği, mağdurların önce birer devşirmeye, sonra da birer küçük misyonere dönüştürülüp ortalığa salındığı yerdir burası.
Kılıçdaroğlu, bu küçük misyonerlerin bir rol modelidir.
Kılıçdaroğlu, Dersim 38’in sonuçlarından birinin ete kemiğe bürünmüş temsilcisidir.
Onun şahsında okunması gereken Dersim 38 defteridir.
Onun ve onunla işbirliği içindeki dernekçilerin Dersimliler’i çağırdığı yer, Dersim 38’in sorumlularının, misyonerlerin ve devşirmelerin toplandığı yerdir.
Kılıçdaroğlu ve benzerlerinin çağrılarına uymak bindiği dalı kesmektir.
Erdoğan’ın Sakarya’da Dersim ve 38 hakkında söyledikleri besbelli ki Kılıçdaroğlu’nun Sakarya’daki beyanlarına da örtülü bir göndermedir.
Kılıçdaroğlu’nu doğru okumak için Sakarya konuşması önemlidir.
Aşağıdaki satırlar da bu konuşmadan alınmadır:
“Bağımsız, güçlü bir Türkiye...için yola çıktık“.
“(Kıbrıs konusunda) şimdiki hükümet ver- kurtul politikası yapıyor“.
“Nedir AB? Biz muhtaç değiliz AB’ye...İçi çürüyen bir Avrupa’nın bekleme odasında ....unutulmak ağrımıza gidiyor“.
Bu görüşler derin devletin savunduğu tezlerin birer kopyasıdır.
Kılıçdaroğlu’nun Kürtleri bölen hudutlara gidip geneallerle çektirdiği fotoğraf karelerini, "YAŞ Krizi" sırasındaki tavrını da hatırlayın.
Kendi “adalet“ anlayışı için referans olarak “Hz. Ömer adaleti“ni verişini hatırlayın.
Son olarak Hürriyet’in şu manşetini:
“Kılıçdaroğlu kökenini açıkladı: Türkmen’im ben”.
(Bkz. Faruk Bildirici’nin Kılıçdaroğlu ile söyleşileri, Hürriyet, 27 Haziran-10 Ağustos 2010 sayıları).
Kılıçdaroğlu’nu doğru okumak için bu kadarı yeter de artar bile.
“Doğru okumak” dedim de, böyle her kılığa giren, bu yüzden daha şimdiden onlarca lakap yakıştırılan (Gandi Kemal, Havuz Kemal, vd) kişileri “doğru” okumak kolay iş değil.
O yüzdendir ki yanlış okumamak yeterlidir.
15 Ekim 2011 tarihinde Dersim’de Veli Sarısaltık adında yoksul bir işçi öldürüldü.
Bir sure sonra bu cinayet TKP/ML TİKKO tarafından üstlenildi.
Yapılan açıklamada bu örgütün “düşmanla her türlü teması” işbirliği olarak görüp ölümle cezalandırdığı, çalıştığı fırın hesabına bir jandarma karakoluna ekmek götüren Veli Sarısaltık’ın da bu fiili yüzünden öldürüldüğü söylendi.
Şu ana kadar Veli Sarısaltık’ın düşmanla "işbirliği" yaptığına dair tek bir kanıt dahi gösterilmedi.
“Temas” kafi sebep olarak sunuldu.
Bu kafi sebepse, sadece Veli Sarısaltık'ın değil, şartlar ne olursa olsun vergi veren, askerlik veya memurluk yapan herkesin, ne olduğu pek anlaşılmayan yüce amaçlar uğruna, bu hakkın ve yetkinin kimden ve nasıl alındığı dahi sorglanmadan, infaz sırasını beklemesi gerekiyor.
Bu saçmalığından ötürü 30 Ekim tarihli bir yazımda bu açıklamayı “bir cinayetin belgesi” olarak tanımladım.
(Bkz. Bu bildiri bir belgedir).
4 Kasım (2011) tarihli bir diğer yazımda ise,
"Koşullara, konjonktürlere aldırış etmeyen, `kapısının önünü bile koruyamıyor`diyerek (Bkz. TKP/ML TİKKO’nun Veli Sarısaltık cinayetine ilişkin açıklaması) TSK operasyonlarına davetiye çıkaran, patronu yüzünden işçisini cezalandıran, sivillere sürgün ve idam cezaları biçen, insan hayatına (ne kendi kadrosunun, ne de sivil halkın) aldırış etmeden şiddeti tırmandıran bu yaklaşımlar, bu gidişat Dersim`i geleceksizleştiriyor. Bu hale seyirci kalınamaz..."
dedim.
(Bkz. Dersim Baharı İçin, 4 Kasım 2011).
’Seyirci kalınamaz’ derken, özellikle Dersim’deki suskunluğu kast etmiştim.
8 Kasım günü Facebook Desmala Sure sayfasındaki bir tartışmada bu sessizliği şu satırlarla ifade ettim:
“Dersim'de bir cinayet işleniyor. Suçu kimin işlediğine göre farklı duruşlar/pratikler sergilenmez. Bu cinayet devlet güçleri tarafından işlenseydi eminim ki yüzlerce, belki binlerce insan sokağa inip protesto eder, faillerinin bulunmasını ve hesap sorulmasını isterdi. Bildiğim kadarıyla Veli Sarısaltık olayında Dersim'de gücü olan hiçbir örgüt böyle bir eylem koymadı. Neden? Eylem gücü olup da bunu yapmayanların elini kolunu bağlayan bir çarpık zihniyet değilse, nedir? Bunu söylemek de haksızlık mıdır? Tunus'ta kitlelerin sokağa dökülmesinin işaret fişeği bir polisin bir işportacıya tokat atması olmuştu. Halkta bir işgal askeri imajı uyandıranlar bunu unutmasınlar derim”.
Cinayetin üstüne üstüne gidişim sadece beni değil, Dersim düşüncesini savunan bütün diğer Dersimlileri ve Dersim sitelerini de yalan, iftira, çarpıtma, küfür ve hakaret yüklü en aşağılık türden bir saldırının hedefi haline getirdi.
İlginç olan bu çirkin saldırının TKP/ML ile bağlarını uzun zaman önce kopardığını söyleyen, üstelik bu örgütü başka cinayetlerle (Hakkı Şenli ve Kenan Demir cinayetleri) ve ’kirli ticaret’le ilişkilendiren Halim Kar adında birisi tarafından yürütülüyor oluşudur.
Bu adam bu olaya ilişkin iki yazısında işlenen cinayeti ve bu konudaki argümanlarımızı konuşmak yerine, konuyu bilinçli olarak saptırdı. Dersim düşüncesini savunanların tümünü, özellikle de beni tehdit ederek meseleyi tamamen kişiselleştirdi.
Kimden gelirse gelsin bu tür tehditlerin susturmak şöyle dursun, beni daha fazla ve daha yüksek sesle konuşmaya mecbur edeceğini tanıyanlar bilirler.
Bahsini ettiğim şahsın Dersim fikriyatına beslediği olağandışı düşmanlık, beni bir aralık hakkında bilgi toplamak için uğradığım Veli Sarısaltık’ın Facebook sayfasına götürdü yeniden.
Veli Sarısaltık’ın Info’sundaki verilerden bir bölümü dikkatimi çekti:
Sevdiği müzik: Ozan Emekçi, Dersimin Çığlığı, ...
Etkinlikler ve İlgiler: Dersim, Domane Dersim, Zazaki (Kırmancki, Kırdki, Dimilki),...
İsteyen herkes bu sayfaya bakabilir.
'İşlenen cinayette onun siyasi tercihinin/eğiliminin rolü var mıydı acaba?’ diye düşündüren verilerdir bunlar.
TKP/ML’yi temsilen konuştuğu izlenimi verse de, Halim Kar’ı hiçbir şekilde ciddiye almıyorum, almayacağım da.
Böyle bir düşkün muhatap alınmaz, seviyesine inilmez.
Yanıt vermesi, tartışacaksa tartışması gereken TKP/ML’nin kendisidir.
Dersim solunun birliğine büyük önem veriyorum.
Bu doğrultuda olağanüstü çaba sarfediyorum.
Geldiği gelenek ne olursa olsun geçmişiyle yüzleşebilen, yanlışlarıyla hesaplaşma ve özür dileme cesareti gösterebilen Dersimli bütün devrimci kişi ve çevrelerin bu birlikte yeri olsun istiyorum.
Sizleri de 40 yıllık geçmişinizle yüzleşmeye (Sarısaltık cinayeti dahil) ve bu birliğe katkıda bulunmaya çağrıyorum.
Başbakan Erdoğan’ın Dersim Özrü
Seyfi Cengiz
Dersim soykırımının tanınması ve Dersimliler’den özür dilenmesi, Desmala Sure dergisinin çıkışından (1991), özellikle Dersim 38 Girişimi’nin “Dersim 38’den Dolayı TC Devletinden Davacıyız“ adı altında 2005 yılı başlarından bu yana yürüttüğü kampanyadan beri, Dersim muhalefetinin en önemli taleplerinden biri olmuştur.
Bu eksende yürütülen imza kampanyaları bu talebin binlerce, hatta onbinlerce Dersimli tarafından desteklenen kitlesel bir talep olduğunu ortaya koymuştur.
Başbakan Erdoğan’ın önceki gün (23 kasım 2011) Dersim soykırımından dolayı devlet adına Dersimliler’den özür dilemesi, onlarca yıldır sürdürülen bir hak mücadelesinin başarı hanesine kayd edilmelidir.
Bu bir lütuf değil, onyıllardır verilen bir mücadelenin sonucudur.
Bu mücadeledir ki Dersim Sorunu’nu son iki yılda Türkiye’nin gündemine taşımış, andaki dünya, bölge ve Türkiye konjonktürünün ve parti rekabetinin de katkısıyla önceki gün nihayet olumlu bir karşılık bulmasını sağlamıştır.
Bu kazanımda belirleyici olanın son kertede Dersimli’nin çığlığı ve çabası olduğunu unutmamak gerekir.
Bu sonucu ortada bir talep ve bu uğurda bir mücadele yokken bahşedilmiş bir şey, bir lütuf gibi sunmaktan kaçınmalıdır.
Bunu derken Başbakan’ın ve hükümetinin bu sonuçtaki rolünü, basiret ve cesaretini kesinlikle küçümsemiyoruz.
Özrün zamanlaması, ifade biçimi ve gerisindeki saikler konusu önemli olmakla birlikte ayrıntıdırlar.
Bunları öne çıkararak atılan adımı azımsamak doğru olmaz.
Şimdi daha önemlisi bu özrün lafta kalmaması, gereklerinin yerine getirilerek pratiğe tercüme edilmesidir.
Öncelikle hatırlatılması gereken Dersimlinin Kızılbaş kimliğinin, 1938’de yitirlien Dersim adı ve otonomisinin iade edilmesidir.
Bu noktadan itibaren çabalarımız ağırlıkla bu konu üzerinde yoğunlaşmalıdır.
Başbakan’ın özründeki esas kusur, ümmeti ve ümmetçiliği Dersim ve Kızılbaş kırımlarında sorumluluktan muaf tutması, bütün suçu milliyetçiliğe fatura etmesidir.
Esas kaygımız bu noktada toplanmalıdır.
Dersim Sorunu 1920’lerde veya 30’larda doğmadı çünkü.
Kökleri Çaldıran Savaşı kadar gerilere dayanan bir sorundur bu.
Dersim ve Kızılbaşlar, gerek Çaldıran’dan Tanzimat’a, gerekse Tanzimat’tan Cumhuriyet’e onlarca kırıma maruz kalmıştır.
Bu kırımlara meşruiyet kılıfı uyduran İslam dini ve ideolojisidir.
Osmanlı paşaları bu kırımların dine ve hukuka uygunluğunu İslami otoritenin fetvalarıyla sağlamıştır.
Yavuz Selim’in, Kanuni’nin, II. Selim’in, Kuyucu Murat’ların eline “Kızılbaşların katli vaciptir“ fetvalarını verenler Müslüman din otoriteleridir.
Bu fetvalardan bir bölümü Erdoğan’ın Çorum’da övgüsünü yaptığı Ebussud Efendi’ye aittir.
“Müslümanlar katliam yapmaz“ diyen Erdoğan’ın bu gerçekleri de bilmesi, örtbas etmemesi gerekir.
Necip Fazıl’ın Dersimliler`den “din mazlumları“ olarak sözettiği doğrudur.
1938 soykırımını en güçlü ifadelerle dile getirenlerden biri Necip Fazıl’dır.
Bu da doğrudur.
Ama Necip Fazıl, aynı zamanda bu din mazlumlarını “Müslüman“ ve “Türk“ olarak tanıtıp meselenin esasını perdelemiştir de.
Bu “din mazlumları“ndan “50 bin Müslüman“ diye sözedişi onun bu soykırım hakkındaki etkili sözlerine gölge düşürmüştür.
Başbakan Erdoğan, duruşuna gölge düşürmek istemiyorsa, “Müslümanlar katliam yapmaz“ şeklindeki tarihi gerçekler tarafından tekzip edilen sözlerinde ısrarcı olmamalıdir. Çaldıran’dan bu yana Müslüman devletin ve onunla işbirliği halindeki ümmetin Kızılbaşlara karşı yürüttüğü sayısız cihad üzerinde düşünmelidir.
Ek olarak 1895-1896 ve 1909 Ermeni pogromları, 1915 Ermeni soykırımı, kışkırtan devlet olsa bile Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi Kızılbaş pogromlarında içinden geldiği siyasi geleneğin ve mensup olduğu cemaatin oynadığı rolü teslim etmeli; bu gerçeklerle yüzleşme cesaretini de göstermelidir.
|
DERSİM İÇİN TARİHİ BİR ADIM
|
Birkaç gün önce bir arkadaş bana yolladığı bir eMail’e Halim Kar tarafından yazılmış bir yazının linkini ekleyerek burada Dersim düşüncesini savunan hemen herkesin, tabi bu arada benim de hedef gösterildiğimi hatırlattı.
(Bkz. ’Veli Sarısaltık Eylemi ve 5. Kol Korosu’, Devrimci Demokrat, 4 Kasım 2011).
Mesajı okurken verilen linke gidip yazıya şöyle bir baktım.
Başlığı görünce Veli Sarısaltık cinayetiyle ilişkili bir yazı olmalı bu dedim.
Ama uzun mu uzun.
Asıl konu kayıp.
Konusu üzerinde yoğunlaşmak yerine çok uzağında dolanıp durmuş.
Birinci ve İkinci dünya savaşları, Vietnam savaşı, Libya ve Ömer Muhtar, Nazi Almanyası, Latin Amerika, daha neler neler...
Düzeni oldukça bozuk bir yazı bu.
İmlası da oldukça kendine özgü.
Bu gezegende konuşulan hiçbir dilde olmayan kurallar.
Ne soru işaretleri olması gereken yerde, ne ünlemler, ne noktalar, ne virgüller, ne de noktalı virgüller.
Hepsi yer değişmiş.
Kendisini TKP/ML’nin ’eski kadrolarından biri’ olarak tanıtan biri tarafından yazılmış; ama öyle kolay kolay okunup anlaşılacak gibi değil.
Bu vaziyeti görünce kaçtım.
Elimdeki işi bırakıp böyle bir yazıyla vakit kaybedemem dedim
Halim Kar (HK), kendi şahsında bu hareketin bilgi, bilinç ve birikim düzeyini de açık etmiş bu yazısıyla.
Nihayet bugün şu yazıya bir daha bakayım diyerek el mecbur uğraştım.
Yazı, Veli Sarısaltık cinayetini ve TKP/ML açıklamasını savunuyor, dahası bu cinayeti protesto eden herkesi, hepimizi,’5. Kol Korosu’ olarak suçluyor.
Şaşırdım.
Çünkü, yazarı 1990 yılı başında TKP/ML’den ayrıldığını söyleyen ve bu örgütle arasındaki mesafeyi bu örgütün bulaştığını söylediği ’kirli beyaz ticareti’, Hakkı Şenli ve Kenan Demir cinayetleri vd gibi olaylarla ilişkilendiren ve bu konularda örgütten defalarca özeleştiri talep ettiği halde bir zihniyet ve tavır değişimi görmediğini söyleyen biri.
Böyle biri nasıl olur da Veli Sarısaltık cinayetini savunur, bu konuda TKP/ML’nin kendi içinden bile muhalif seslerin yükselmeye başladığı bir sırada bu cinayeti işleyen zihniyeti aklamaya kalkışır? Bununla da kalmaz, bizlerin bu ve benzeri gibi konulardaki duyarlılığını ’5. Kol’ faaliyeti olarak tanımlar, duruşumuzu Veli Sarısaltık eyleminde kendi sonu’muzu gördüğümüze bağlayarak açık açık tehditler savurur.
’Devrimci Demokrat’ maskesi ile gezinen ve haddini bilmeden genel devrimci hareketin (bütün ’devrimci güçlerin/örgütlerin’) temsilcisi/sözcüsü havalarına giren bu adamın en azından benim ve yoldaşlarımın Dersimli devrimciler ve sosyalistler olarak bu tür tehditlere sadece gülüp geçeceğimizi ve Dersim halkının sahte devrimcilerle gerçek devrimcileri ayırmaya başladığını bilmesi gerekirdi.
Halim Kar’ın ’5. Kol’ tabirinin ne demeye geldiğini bilmediğinden eminim.
Çünkü asıl ’5. Kol’luk tam da kendisinin bu yazısında yaptığına denir.
Ne dediğini bilmeden ’düşmanla her türlü teması’ ’işbirliği’ gibi yorumlamaya denir.
Vergi vermek, askerlik yapmak, devlet memurluğu, devlet okullarında okumak düşmanla bir tür temas değilse nedir?
Bu dediğinizde samimi iseniz, bütün sivil halkı cezalandırmanız gerekir.
Sizin yoldaşlarınız veya yandaşlarınız arasında hiç mi vergi veren, askerlik yapan, devlet memurluğu (öğretmenlik, vd) yapan yoktur?
Yoksa Dersim’de muhtar kırımını bundan ötürü mü yaptınız?
’5. Kol’ tanımlaması olsa olsa Dersim’i kuşatan çevrenin Dersim’deki uzantıları tarafından yürütülen faaliyetlere yakışır.
Dersim’e başka kimlikler telkin etmek tam da bu kategoriye girer.
Bu ise Halim Kar’ın kendisi ve kafadarlarının yaptığı şeydir.
Halim Kar, ABD yönetiminin politikalarına ve uygulamalarına karşı direnişiyle ünlenen bir Kızılderili kabile reisi olan ’Oturan Boğa’’nın (Oturan Adam) bu sıfatını hak etmiş olamaz. Halim Kar, olsa olsa Oturan Boğa’yı öldüren Kızılderili milislerin/polislerin Dersim versiyonudur.
Halim Kar’ın devrimciliği uçuk, sahte, devşirme modeli bir devrimciliktir.
Halim Kar, Seyit Rıza’nın ’be-xetayme’ (hatasız olmak) sözünu dahi ’hata ettik’ diye tam ters şekilde çevirmekle Dersim’e ne denli yabancı olduğunu kanıtlamıştır.
Halim Kar, Dersim hareketi içindeki bölünmeleri bilmeyen biri değil.
O, Dersim düşüncesini savunan veya savunur görünen herkesi kasıtlı olarak aynı torbaya doldurup ’5. Kol’ diye birilerine hedef gösterirken ne yaptığının farkındadır.
Bu düşünceyi savunan herkesi tehdit eden bir zihniyetten Veli Sarısaltık cinayetine başka türlü yaklaşması beklenemez.
Bu adamın her türlü saçmalığına cevap vermek zaman kaybıdır.
Arşivden çıkarıp aşağıya aldığım alıntılar bu adamın ne olduğunun aynasıdır:
ARŞİVDEN ALINTILAR:
Halim Kar, beş altı yıl kadar önce, Zaza milliyetçileriyle Dersim Forum’da yaptığım tartışmaların birine katılıp şunları yazmıştı:
(I)
Yazı: U. Pulur Arkadaşa Sorular
Yazarı: Halim Kar
Tarih, gün ve saat: 14 Aralık 2005, 20:52:00
Yer: Dersim Forum
(...)
“Siz sayın Seyfi Cengiz’in sorularına nasıl bu kadar lakayt cevaplar verebilirsiniz? Bir soru daha: Seyfi Cengiz’i komünist olmakla eleştirmiyor, suçluyorsunuz?..”
(II)
Yazı: ‘Saldırılara Cevaplar!’
Yazarı: Halim Kar (Oturan Adam)
Tarih, gün ve saat: 15 Aralık 2005, 22:02:56
Yer: Dersim Forum
(...)
“SEYFİ CENGİZ SORUNU....
Seyfi Cengiz arkadaşı şahsen tanımam, ama onun yazılarını 1975-1976 yıllarından beri okurum...Bana göre Seyfi Cengiz’in Türk ve Kürt solu içerisinde ayrı bir yeri vardır, o arkadaş bir EKOLDÜR! Araştırma, inceleme dalında da çok yetenekli bir Teorisyendir! Bugüne kadar TC faşist devleti karşısındaki durşu övülecek bir durumdur. Onunla sadece TC değil, PKK da çok uğraştı...Neyse benim bu tartışmaya katılışım Seyfi Cengiz’e yardım amacı taşımıyor, bana ihtiyacı olacağını da sanmam tartışmalarda. Zaten görüşlerimiz de farklı...Seyfi Cengiz açık açık söylüyor, ‘TC ile aranıza sınır çekin, Kürdistan sorununda duyarlı olun, TC ile flört etmeyin’ diye. Doğru söylemiyor mu?”
(III)
Yazı: Alişan Karsan’a
Yazarı: Halim Kar
Tarih, gün ve saat: 16 Aralık 2005, 11:34:15
Yer: Dersim Forum
“Sayın Alişan, dalga kıran rolü oynamaktan vazgeçiniz. Bırakın muhataplar konuşsun, sonra devreye girin. Bu kadar aceleci olmayınız....Sizinle yine tartışacağız ama önce ve ivedilikle Seyfi Cengiz’in çığlığına kulak verip gündemi onun önemli açıklama ve sorularına bırakalım. Kimdir bu Zaza harekti içindeki devlet uzantıları? Bekleyelim hep beraber izleyelim....’’
(IV)
Ve Dersim 38 Forumu’ndaki bir yazım:
Sayın Kar, Ne Yaptığınızın Farkında Mısınız?
Seyfi Cengiz,
16 Ocak 2007
Sayın Kar,
Sizinle şu ana kadar şahsen karşılaşmadık.
Sadece gıyaben tanışıyoruz.
İsminizi ilk kez yaklaşık bir yıl önceki bir tartışma sırasında duydum. O tartışmada bana destek vermiştiniz. Bir dava adamı olarak bu desteğinizi şahsıma değil temsil ettiğim fikirlere verilmiş saydım. Size bu yüzden haksızlık edildiğinde protesto ettim.
İkinci kez, yaklaşık bir-buçuk ay kadar once (30. 11. 06’da) bu foruma girdiğinizde karşılaştık. Forum yönetimi ve katılımcılarına, bu arada şahsıma oldukça içten görünen bir dille “Merhaba” demiştiniz. Bizler de aynı içtenlikle karşılık vermiş, “hoşgeldin” demiştik. Benimle aynı forumda yazmayı “ayrıcalık” saydığında, benzer bir karşılık verdim.
Her iki karşılaşmada da hakkımda oldukça olumlu şeyler söylediniz. Ama dikkatimi bazı konularda hayli farklı görüşleriniz bulunduğuna çekmeyi ihmal etmediniz. Farklılıkları doğal karşılayan bir insan olduğuma inanıyorum. Bu nedenle siz farklılıkların ciddiyetinden sözettiğinizde hiç mi hiç sorun yapmadım. Çünkü az once dediğim gibi, olduğu kadarıyla bu sempati ve desteğinizin şahsımdan ziyade savunduğum fikirlere olduğunu sanıyordum. Bu fikirlerin güçlenmesi için elimden geldiğince yapıcı ve kazanıcı olmaya gayret ettiğim için, farklılıklarınızın ciddi olduğunu söyleseniz de, ola ki bir gün ortak dava için birlikte çalışabileceğimiz ihtimalini düşündüm. Buradan hareketle kurulu kontağı korumaya ve geliştirmeye niyetlendim.
Sizi tanımadığıma gore adınız “Halim Kar” değil de “Bertal” bile olsaydı yaklaşımım değişmezdi. Nitekim foruma sizden sadece bir hafta once “Bertal” diye biri de teşrif buyurmuştu. Tarzı sizinkinden farklıydı. “Merhaba“sı yoktu. Başlığı “DERSIM??????” olan (23 Kasım 2006) ve “Yahu Arkadaşlar” diye başlayan tuhaf bir makalesini de birlikte getirmişti.
Bu makalesinde görüşlerimizi çarpıtıyor, kendimizi başkalarından “üstün“ gördüğümüzü ileri sürüyordu. “Dersim“ lafını duymaktan bıktığını söyleyerek, Dersim’in Van, Aydın, Diyarbakır, İstanbul, Samsun, Artvin, Tokat ve Urfa’dan farklı sorunlarının bulunmadığını iddia ediyordu. Buradan hareketle bizi “bölgeci“, “küçük şehirci“, “milliyetçi“, “gerici“, hatta “barbar“diye suçluyordu.
Aslında bu gelişin hiç de iyi niyet taşımadığı belliydi. Bu izlenimimize rağmen önyargılı davranılmadı. Yanlış bir izlenim edinmiş olabileceğimiz düşünüldü. Savunduğu 180 derece ters görüşlere rağmen kendisine sizden farklı davranılmış değildi. Hatta yaptığı sorunlu giriş nedeniyle katılımcılardan gelen tepkiler forum yönetimi tarafından kontrol altına alınmış, öyle ki bu müdahaleler uyarı ve eleştiri kaldıramayan bir katılımcının forumu terketmesiyle sonuçlanmıştı.
Kısacası haksızlığa uğradığını düşündüğünüz kişiye bu forumda gerçekte gereğinden fazla hoşgörülü davranılmıştır.
Bu tavır sizin ima ettiğinizin tam tersine insana verdiğimiz değerin, geçmiş görüşleri ve içinden çıkıp geldiği gelenek ne olursa olsun Dersimliler’in birliği konusundaki samimiyetimizin bir ifadesidir. Türk solunun sosyalizm ve devrimcilik anlayışında yeri olmayan insan-eksenli Dersimi yaklaşımın bir belirtisidir.
Sonrasını biliyorsunuz.
“Kılmek Ra Gramere Zonê Dêsimi“ başlıklı yazımı bahane ederek eleştiri görünümü altında “Dersim????“ başlıklı yazısındaki aynı görüşleri farklı bir tarzda ortalığa sermeye başladı.
Tartışma sürerken yapılan Dursun Çelik imzalı uyarıyı ciddiye aldık. Bunun nedeni yazıdaki “faşist“ tanımlamasını o anda doğru ve yerinde bulduğumuz için değildi. Bertal mahlaslı kişinin “Dersim“ başlıklı yazısını aynı zamanda İstanbul İndymedia’da, bize karşı bu siteden yürütülen çirkin bir saldırının orta yerinde yayınladığını farketmiş olmamızdı. Bu yazının maksadı adı geçen sitedeki bahsini ettiğim saldırıdan bağımsızca ele alınırsa anlaşılmaz kalır.
Küçük bir araştırma bu adamın değişik isimler altında uzun süredir belli aralıklarla Dersim 38 Girişimi’ne ve bu girişime önayak olan insanlara karşı yürütülen çirkin bir kampanya ile ilişkili olduğuna bizi ikna etti. Özellikle son yazılarında kullandığı üslup ve argümanlar bu düşüncemizi pekiştirdi.
“Bertal Arkadaşa Takınılan Tavır Üzerine” başlıklı yazınızda söylediklerinizi bu bilgiler ışığında yeniden değerlendirmeniz gerektiğini düşünüyorum.
Ama yazınızla ilgili diyeceklerim bundan ibaret değil.
Bu yazınız aramızdaki farklılıklardan sözederken ne demek istediğinizi anlama imkanı verdi. Lafı dolandırmadan dosdoğru söylemek zorunda olduğum için üzgünüm:
Benim gördüğüm, devrimcilik veya demokratlık adı altında ciddi bir duruş bozukluğu sergilediğinizdir. Bu duruşunuz Bertal mahlaslı kişinin kendisi, O’nun “Dersim” başlıklı yazısındaki fikirleri ve benim “Kılmek ra Gramere Zonê Dêsimi” başlıklı yazıma verdiği yanıtlardaki yaklaşımı konusunda yaptığınız değerlendirmelerde kendisini dışa vurmaktadır.
Bana sorarsanız bu duruşunuz ne demokrat, ne de devrimcidir.
Kimsenin eleştiriden muafiyeti elbette ki sözkonusu olamaz. Ama Bertal mahlaslı kişinin icraatı sizin göstermeye çabaladığınız gibi masumane bir “eleştiri“ değil, Dersim Sorunu’nun inkarına dayalı bir suçlamalar manzumesidir. Beş asırlık bir sorunu ve bu zaman zarfındaki onlarca katliamı görmezden gelerek Dersim’i İstanbul, Aydın, Samsun, vd gibi illerle aynı kategoride ele almak başka bir anlama gelmez. Bunun Kemalist rejimin Dersim politikasından hiç bir farkı yoktur. Bu aynı inkarcılığı “insan olmak daha önemlidir“ gibi kulağa hoş gelen bir argümanla haklı göstermeye çabalamak tek kelimeyle çirkin bir demagojidir. Burada tanık olduğumuz şey toplumsal kurtuluş adına ulusal sorunları görmezden gelen sol hareketin geçmiş yaklaşımlarından dahi daha geri bir tutumdur.
Sizin yazınızdan çıkan sonuç Bertal denen kişinin sadece “eleştiri üslubu“nu isabetli bulmadığınız, “eleştirisi hoş“ diyerek özüne katıldığınız, başka deyişle inkarcılığı ve suçlamalarına sempatik baktığınızdır.
Onu “iyi bir okuyucu ve iyi bir gözlemci“ olarak tanımlamanız, kendisinde “zehir gibi bir beyin“ keşfetmeniz, açık konuşursak, zihni yetenekleriniz ve birikiminiz konusunda bende hayal kırıklığı yaratmıştır. Bana oldukça uçuk gelen bu yargıya nasıl vardığınızı merak etmedim değil. Bu sonuca sadece yazılarından hareketle mi vardınız, yoksa şahsen de tanışıyor musunuz?
Şu sözleriniz de onun fikirlerini paylaştığınız izlenimi vermektedir:
“Bertal arkadaşin yürüttügü eleştiriler,birakalim bir tek Bertal arkadaşin eleştirisi olmasini,bir yigin insan (demokrat-devrimci) bu ayni eleştirileri yillardir dile getiriyor ve çokçada tartişildi bu konu ve öyle görünüyor ki daha da tartışılacak“
Sayın Kar, yıllardır aynı eleştirileri dile getirdiğini söylediğiniz o “bir yığın devrimci-demokrat“, bana sorarsanız gerçekte devrimcilik ve demokratlıkla alakası bulunmayan bir “yığın“ savaş malülüdür. Bu “yığın“ gerçekten devrimci ve demokrat olsaydı, Dersim ve Kürdistan’ın TC devletinden derhal ayrılmasını savunup Türk devletinin çöküşüne katkıda bulunurdu. Bu görev dururken Dersim Sorunu’nu inkarla iştigal etmesi ne olduğunun aynasıdır.
Bir Dersimli olarak sizi bu enkazın içinde görmek insana acı veriyor.
Dersimli ikili baskı altında
by Seyfi Cengiz
Evet, hemen her eylemden sonra aynı soru soruluyor:
Kim yaptı?
(Veli Sarısaltık'ı kim öldürdü?)
Çünkü başlangıcından beri PKK gerillasıyla kontrgerillanın eylemleri sık sık ayırt edilemeyecek kadar birbirine karışmıştır.
Dersim'de iki devlet var şimdi:
Biri AKP Devleti, diğeri KCK/PKK Devleti.
Biri resmi, diğeri gayr-i resmi.
İkili bir baskı altında Dersimli.
Ezilenlerin zulme ve işgale karşı, devrim (isyan/ayaklanma/direniş) hakları elbet vardır.
Türk devletinin soykırım girişimine karşı patlak veren 1937-38 Dersim direnişleri tam da bu türden haklı müdafaalardı.
Liberalizmin babalarından biri olarak kabul edilen Britanya aydıınlanmasının en büyük filozoflarından John Locke bile,
"Devrim bazı koşullarda sadece bir hak değil, bir yükümlülüktür de"
demiştir.
Kaldı ki her devrim kanlı olmak zorunda değildir.
Nisbeten kansız, hatta barışçıl olarak tanımlanan tipten devrimlere de tanık olmaktayız.
Yarım bile kalsa Mısır'ın Tahrir Meydanı'nda bir örneğini gördük bunun.
Küresel kapitalizme karşı New York'ta başlayıp tüm dünyaya yayılan isyanlar da şu ana kadar barışçıl bir nitelik taşıdılar.
Dersimlinin ikili zulme karşı kafa yorması gereken de, mümkün olduğunca barışçıl, örgütlü bir direniş olmalıdır.
PKK, kimileri tarafından ileri sürüldüğü gibi bir "isyan hareketi" değildir.
PKK'nın kör şiddetinin "isyan" konsepti ile bir alakası yoktur.
Neden isyan etsin ki PKK?
İsyan edecek olsaydı çoktan ederdi zaten.
Bayrakla, sınırlarla, devletle, milli marşla, milli yeminle bir sorunu olmadığını en yetkili ağızlardan defalarca ilan etmiş bir hareketin dilinde 'isyan' konsepti bir aldatmacadan ibarettir.
Ismarlanmış bir savaştır bu.
Öcalan bir tarihte,
'bu savaşı bitirirsem beni bitirirler'
mealinden sözleri durup dururken söylemiş değildir.
Bu savaşın sürmesinde çıkarları bulunan odaklar vardır.
Ve Dersim, bu savaşın merkez üslerinden biri olarak seçilmiştir.
Savaş koşulları devam ettikçe korkarım ki daha çok insanımız katledilecek ve bizler her seferinde 'Kim katletti?' diye sorup duracağız.
Dersim'de bu savaşı bitirmenin tek yolu Dersimlinin şiddete tapınan, onlarca yıldır şiddetin propagandasını yapan PKK ve müttefiki Türk Solu'ndan desteğini çekmesi, yıllardır savunduğumuz gibi bağımsız bir Dersim partisinde (PSD) örgütlenerek müdahale gücüne sahip bir özne haline gelmesi; kendi seçenğini ortaya koymasıdır.
Dersimliler PKK ile Kürt halkı arasında esaslı bir ayrım yapmak zorundadır.
Dersimliler Kürt halkının birlik ve bağımsızlığını mutlaka savunmalıdır.
Kürt milliyetçiliğini eleştirirken Kürt halkını ve haklarını sahiplenmelidir.
Bizler bunu onyıllardır ki söyleyip duruyoruz.
Dersimliler PKK kuyrukçusu Türk Solu'na karşı öfkelerini genel olarak sol harekete ve sosyalist düşünceye yöneltmekten de özenle kaçıınmalıdır.
Milliyetçi Kürt ve Türk solunu, sol düşünceyi ve Dersim'in tarihsel sol duruşunu terketmeden eleştirmesini öğrenmeliyiz diye düşünüyorum.
Dersim'in de sağcısı solcusu olacaktır kuşkusuz.
Hep vardı da.
Ama sağcı, anti-Kürt, anti-sol ve anti-devrimci bir pozisyondan Dersim davasını savunduğunu sananlar Dersim davasına yarardan çok zarar verirler, veriyorlar da.
Dersimlinin yapması gereken bir an önce partileşmektir.
Ve PSD (Partiya Serbestiya Dersimi), şu ana kadar bu amaçla yapılmış tek parti girişimidir.
Hozatlı Veli
Meso Teso
Dersimli Veli Sarisaltik neden öldürüldü?
Bunu hak etmiş miydi?
Hangi suçtan dolayı?
Ona isnat edilen 'suç' neyse açıklansın!
İnfazcılara hem savcı hem hakim yetkisini, cinayet işleme özgürlüğünü veren hangi otoritedir?
Veli`nin babası intihar etmiş, bir kardeşi çıldırmış; annesi ve diğer kardeşleri de aç, çaresiz?
Dersimlilere bu zulmü reva görenler halka işledikleri suçların hesabını vermek zorundadırlar?
İlk sonuçlar gelmeye başladı
Seyfi Cengiz
'Türkiye'nin emperyalistleşme denemesi' başlıklı yazımda
Türk ve Müslüman sermayenin emperyalistleşme yöneliminin azınlıklar ve emekçi sınıflar açısından doğuracağı sonuçların farkında mıyız?'
diye sormuştum yazımı bağlarken.
İlk sonuçlar gelmeye başladı:
Savunma sanayinde hamleler, sınırlarda yığınak, deniz seferleri, zamlar, çalışma zamanını uzatma...
Arkası da gelecek.
Eleştirel Destek
http://www.armacad.info/archives/10689
Erivan konferansına daha önce açıklanan sebeplerle bizzat katılmamakla beraber, görüş ve eleştirilerimizi takiben desteğimizi ilan ettik.
Desmala Sure
Konferansa katılmıyoruz!
Bir internet sitesinde ('Armacad.info') 28-30 Ekim 2011 tarihleri arasında “The Zaza people: language, culture, identity” adı altında Erivan'da yapılacağı duyurulan konferansa katılmıyoruz.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, önceki gün yaptığı meclis açış konuşmasında yeni anayasa konusuna geniş yer ayırdı. Bu anayasada tarifini bulacak “Türk demokrasisi“ hakkındaki görüşlerini açıkladı. “Tutarlı bir demokrasi“ye taraf olduğunu söyledi.
Ne var ki sıra Kürt sorununa geldiğinde çuvalladı.
Çünkü “yeni anayasada temel siyasi perspektifimiz, tartışmaya açık olmayan ilkemiz devletin birliği ve bölünmez bütünlüğüdür“ diyerek ortada tutarlılık falan bırakmadı.
Eskinin Kemalist klişelerinin tekrarıdır bu.
Kürtlerin ve diğer azınlıkların ayrılma hakkını tanımayan bir demokrasi “tutarlı“ sıfatına layık değildir.
Ayrılma hakkını tanımayan bir demokraside eşit vatandaşlık konsepti, halkların eşit ve gönüllü birliği gerçekleşme şansı bulamaz.
Gül’ün konuşması İslami geleneğin iktidar kendisinde olduğunda Kemalist bürokrasiden daha az devletçi olmayacağının, nüfusun ezici çoğunluğunun Müslüman oluşuna güvenerek “milli irade’ deyip dursa da, “devletin bekasını“ hep önde tutacağının habercisidir.
Gül ve Erdoğan, “İslam hiçbir şeyin maiyetine girmez, her şeyi maiyetine alır“, “İslam her şeyi kuşatır“ (Bkz. Necip Fazıl Kısakürek) diyen bir zihniyetin mirasçılarıdır.
Yeni Şafak gazetesinde Hayrettin Karaman tarafından açıkça savunulduğunu gördüğümüz bu zihniyetin Mussolini’nin adamı Giovani Gentile’nin “devlet herşeyi kuşatır“ şeklinde özetlenebilecek faşizm tanımından farkı nerededir?
Değerli dostlar,
29 Nisan-29 Mayıs 2011 tarihleri arasında Berlin’de “Haus der Demokratie und Menschenrechte“ binasinda (Robert Havemann-Saal, Greifswalder Str 4, 10405 Berlin) Dersimli ressamlardan Safiye Akgündüz ve Rıza Topal’ın resimleri sergilenecektir.
Yaklaşık bir ay sürecek olan bu sergiye yine Dersim’in sorunlarıyla ilgili aşagıdaki program eşlik edecektir:
29 Nisan, Cuma günü, saat 19:00:
Açılış: Dr. Christian Hanke (Berlin-Mitte Belediye Başkanı), Dr. Tessa Hofmann ve Seyfi Cengiz’in açış konuşmaları.
Müzik: Kemal Kahraman
20 Mayıs, Cuma, saat: 19.00:
Kemal Kahraman, Kızılbaş kültürü ve Şah Maran destanı hakkında konuşma, okuma ve müzik.
29 Mayıs, Pazar, Saat: 19:00:
Kapanış. Konuşmacılar: Seyfi Cengiz (Munzur barajlar projesi) ve Dr. Tessa Hofmann (Dersim literatürü: Wilfried Eggers ve Haydar Işık’ın romanlarından okumalar).
Sponsorlugunu Berlin-Mitte Belediye Başkanı Dr. Christian Hanke’nin üstlendiği bu etkinlikler aşagıdaki kuruluşlar tarafından ortaklaşa organize edilmektedir:
-Arbeitsgruppe Anerkennung – gegen Genozid, für Völkerverständigung e.V. (Soykirimlarin Taninmasi Icin Calisma Grubu)
-Dersim Zentrum 38 e.V. (Berlin Dersim 38 Merkezi)
-Stiftung Haus der Demokratie und Menschenrechte (Demokrasi ve Insan Haklari Vakfi).
Tüm dostlarımızı sergiyi ve programı izlemeye ve destek vermeye davet ediyoruz.
38 Tanıklarının ses kaydından aktarma:
Dersim ve Kırmanciye'in kutsal dağı Koê Jêle'de PKK'nin istediği ve tarif ettiği yere Türk askerleri Helikopterle PKK'ye erzak indiriyorlar. Askeri rutbeli bir Çavuş PKK'lıları Dersim'de koruyor.
İsmailo DEMENIZ http://www.forum-prinz.com/cgi-bin/forum.cgi?forum_name=1442&message_number=1400&pid=LDK0FDyl5.IWQ
SEYİT RIZA
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1289841693
Resmi anlatı çökmüştür: Mustafa Kemal vur emrini verdiği Dersim’de vurulmuştur!
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1289484383
Bayramlar nasıl idrak edildi?
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1289115626
06. November 2010, 14:30-16:30:
Solidaritätsmahnwache "Freiheit und Gerechtigkeit für Dogan Akhanli
AGA
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1288842083
Alevilik ve Manicilikte Şeytan-Meleği Tavus’un Durumu
h-alibaba
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1288808194
Türk devletinin bayramları azınlıkların felaket anlarıdır
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1288570575
Alevilerin Kesik Baş Destanı ve Manicilik
h-alibaba
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1287456792
AKP Devleti ve Azınlık Sorunları
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1287255494
History took refuge in Dersim
By Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1286621512
Sn. Ünsal Öztürk
h-alibaba
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1286469062
Doğan Akhanlı ile dayanışma etkinliği
Desmala Sure
İnsan hakları savunucusu ve yazar Doğan Akhanlı hasta babasını ziyaret için gittiği Türkiye'de tutuklandı.
Şu anda Tekirdağ Cezaevi'nde tutulan Akhanlı ile dayanışma için Arbeitsgruppe Anerkennung - gegen Genozid, für Völkerverständigung g. e.V. tarafından Berlin'de Alexander Platz'da bir miting düzenlendi.
Aşağıda Berlin Dersim 38 Merkezi'nin de katıldığı bu mitingten fotoğraflar görülüyor.
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1286136852
Eğitim sisteminin protestosuna her insanım diyen katılmalıdır
Torne Soy
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1285101252
Süreli okul boykotunu destekliyorum
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1285092975
Son yazılardan seçmeler
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1284639031
Kemiyet ve Keyfiyet
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1284490976
Dersimli hukukçular 38’i hemen şimdi mahkeme önüne taşımalıdır
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1284475333
Festnahme und Anklage des Menschenrechtlers Dogan Akhanli
Arbeitsgruppe Anerkennung - Gegen Genozid, für Völkerverständigung e.V.
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1284299630
Kemalist Hareket: Kurtuluş Savaşı Mı, Azınlıklara Karşı Savaş Mı?
Seyfi Cengiz (arşivden)
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1284164952
BDP görüşünü kim temsil ediyor, Baydemir mi, Demirtaş mı?
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1283520490
Bir Kandırmaca: Kurtuluş Savaşı edebiyatı
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1283242413
PKK, Demokratik Özerklik ve Boykot Taktiği
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1282976308
Dersim’e adı ve özerkliği iade edilmelidir
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1282708686
Kılıçdaroğlu’nun durduğu yer
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1282527731
Emperyalist Oyunlara Düşmeyelim
h-alibaba
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212109/index_html?dateiname=1282499648
Evet oyu Dersimlinin yararınadır
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1282124564
CHP'nin Dersimli Şahinleri
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1282032771
Referandumda sağlıklı olan evet denilmesidir
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1281887672
Surella ma semser siye
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1281557693
Dersim 1938 ve 11 Eylül World Trade Center
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1281557052
Sebiyo?
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1281274635
Manici Terminoloji: Gnostik Terimler ve Konseptler (2)
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1281042450
Manici Terminoloji: Gnostik Terimler ve Konseptler Sözlüğü (1)
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1280879104
12 Eylül referandumu Türklüğün vicdan sınavıdır
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1280865739
Dersim arena olarak kullanılıyor
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1280670332
Bu tür bir sahiplenmede samimiyet aranmaz
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1280589622
Tilki ile hac
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1280440145
Dünyanın neresinde zalimlerle kardeşlik yapılmıştır?
Torne Soy
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279211949/index_html?dateiname=1280353829
Festival kılıklı fetih seferleri
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1280275189
Bilgi için: Forumda yaşanan kesinti sitemizden kaynaklanmadı
Desmala Sure
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1280266024
Linç açılımı başarıyla devam ediyor
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1280249696
Yurtseverliğimiz ve televizyon kanalımız
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1280153687
Hayır diyen de, evet diyen de devletin farklı kesimleridir
Torne Soy
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279211949/index_html?dateiname=1280001598
Halo ke tederime
Tornê Thuji
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1228858501/index_html?dateiname=1279996859
Bin yılın kardeşliği Anadolu’yu kuruttu
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1279995755
Hayırcı ya da boykotçu bir pozisyondan uzak durmalıyız!
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1279871134
Ağlamaklı açılım halleri
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1279870833
Biz işimize bakalım!
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1279741708
Bekliyorlar ki elma olgunlaşsın
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1279739469
Pineke dara sai key lotiq bena
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1279718433
Resmi ideolojinin hakikat kavrayışı
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1279660851
Referandum bir seçim provasıdır!
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1279639122
Aman yaman bölünmeyelim!
Torne Soy
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279211949/index_html?dateiname=1279562248
Hestire çıme mı pelgi serdi mandi
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1279526966
Dersim toplama kamplarından çıkış başlatılmalı
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1279399253
Açılım hudutlarda bitti
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1279368452
Belayê ho wazeno
Torné Thuji
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1228858501/index_html?dateiname=1279319590
Ina ene mı vırdı ez nerısıne
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1279318841
Vilê inkarciya verdi bi cewt!
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1279244828
Dersim’de ormanlar yanıyor!
Torne Soy
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279211949/index_html?dateiname=1279243991
Sitemiz tekrar yayında
Site Yönetimi
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1279243000
Hasip Kaplan çam devirdi!
Torne Soy
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279211949/index_html?dateiname=1279241792
İdi Amin beyinliler
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1279212032/index_html?dateiname=1279240966
Sınırlarla sorunun yoksa ne işin var orada?
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1279239899
Taşcılar eski günlerini özlüyorlar
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1278424120
Bir zincirin halkaları
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1278423799
İnkarcılarla röportaj yapmayın!
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?=1278423892
Ni welaton de heskerdeni qeydi sebebe xo sistemi islam ra yeno
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1278423667
PKK’nın Karadeniz ve Akdeniz bolgelerindeki eylemleri neyi hedefliyor?
Torne Soy
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1278424048
Sindor ra dot neşkine sere ma Dersim hale bikimi vane
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1278423606
Bu sınırlar yerinde durdukça Kürt sorunu bitmez!
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1278117873
Madımak’ta 37 Can
Ali Riza Aksoy
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1253642326/index_html?dateiname=1278117632
Raver, werte, peyser!
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1278117374
Madımak xo vira meke!
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1277936086
İslamcılar ne diyor?
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1277800253
Huyayıs mara tırti
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1277799056
Dersim’e güzellik getirmek için yükselmişlerdi
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1277797804
Mani'yi anma gününe ilişkin bir ilahi
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1277796702
Maniciliğin bir tarihçesi gibi
h-alibaba
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1255874678/index_html?dateiname=1277795619
Bu akıcı konuya bir ek
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1277794270
Emeğin zayi olmasın!
h-alibaba
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1255874678/index_html?dateiname=1277659008
Mani’nin 12 havarisi ve diğer ünlü izleyicileri
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1277585690
Hukmatê Tirki stant kerdo ya mordemiye rosene
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1277497830
Avrupalılara akıl vermek istiyorlar
Tornê Soy
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1277330760
Rostiye resna raver
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1277329691
Mani'nin kişisel adı ve Salmania sözcüğü hakkında
Seyfi Cengiz http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1277245476
Küresel güç olmak için niyet yetmez
Torne Soy
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1277172481
Kürt meselesi, devletin namusu, sınırlar ve şiddet
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1277145309
Alevilerin Muhammed ve Ali'si
h-alibaba
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1255874678/index_html?dateiname=1277136612
"WELTBÜRGER - 650 Jahre Neukölln in Lebensgeschichten"
Ausstellung: Galerie im Saalbau - Neukölln von Berlin
Neuköllner Weltbürger aus Dersim
İsmail Kılıç http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225814123/index_html?dateiname=1277053897
Dersim'in Ana Damarları Yine Yasak Mıntıka İlan Edildi
Meso Teso http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1276983510
Endi Meverde Zeriya Tu Bıvêso
Meso Teso http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1276983222
Türkiye’nin iştahının kabardığı muhakkaktır
Meso Teso
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1276979272
Nehirlerimiz Özgür Aksın
Gönderen: Mavis Güneser http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1252422154/index_html?dateiname=1276810114
Vêng u Gosde
Ali Riza Aksoy http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1253642326/index_html?dateiname=1276806309
Eksen kayması mı, emperyalistleşme çabası mı?
Seyfi Cengiz
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1276646182
Filistin saflarında mücadele etmiş sosyalistlerden açıklama
Gönderen: Temel Demirer http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1252053427/index_html?dateiname=1276551494
Bıverı Be
Meso Teso http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1276550969
Christentum: „Die (fast) älteste Kirche der Welt“, armenisch-apostolische Christen
Referenten: Dr. Tessa Hofmann & Dr. Gerayer Koutcharian http://www.desmalasure.de/09/1225812816/index_html?dateiname=1276387561
h-alibaba`dan bir yazı
http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1255874678/index_html?dateiname=1276364824
Wir sind alle Griechen !
Mach mit beim internationalen Berliner Solidaritätskreis
Lampros Savvidis http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1275688440/index_html?dateiname=1276330616
Bu bildirinin tarihi nedir? 1972 mi, 2010 mu?
Seyfi Cengiz http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1276255825
Karanlıklar İmparatorluğu bizi yok etmesi an meselesidir
Meso Teso http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1276298367
Dersim Kültür Çadırı’ndan Görüntüler
Tija Sodiri (Akt. Safiye Akgündüz & İsmail Kılıç) http://www.munzurca.com/
Anavatan Dersim'de Pankartlar ve Dilimiz
Ali Rıza Aksoy http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1253642326/index_html?dateiname=1275863654
PKK'li Dersimliler'e: Haydar Işık'ın yaklaşımlarına itirazı olan kimse yok mu içinizde?
Seyfi Cengiz http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1275593698
Gespräch mit Lampros Savvidis und Martin Seckendorf
Die Tages Zeitung - Junge Welt
»Jetzt haben wir die moderne Art der Diktatur des Kapitals«
Lampros Savvidis http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1275688440/index_html
İsrail zulmü, ABD şemsiyesi ve islamcı tepkinin dili
Seyfi Cengiz http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1275510326
Dersim Kültür Çadırı'ndan Görüntüler
İsmail Kılıç http://www.youtube.com/watch?v=326Di4X7irU
Harita Dersim
Desmala Sure http://www.desmalasure.de/09/1225761131/index_html?dateiname=1275068593
CULTURE OF DERSİM
By Seyfi Cengiz
(On behalf of the Berlin Dersim Zentrum e.V.) http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1274218765
DERSIM KULTURZELT
Karneval der Kulturen 2010 http://www.desmalasure.de/09/1225812816/index_html?dateiname=1273874016
Wir laden Sie herzlich ein!
Safiye Akgündüz & İsmail Kılıç http://www.desmalasure.de/09/1225812816/index_html?dateiname=1273695872
Eve Destê Milisunê Dersımızu Guretena Derê Laçi
Serva Yıvısê Sey Khali
"LAÇİ DE DAMÊ PÊRO ASMENİ RA ROZ VINETO"
Hawa Dere Laçi - Hawa Demenu
İsmail Kılıç http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225814123/index_html?dateiname=1273616457
Mitolojiler ve Destanlar
Seyfi Cengiz
Kaynak:
Seyfi Cengiz
Tarihte din, dil, edebiyat, sanat ve mimari
İlk yayın Tarihi: 2003 http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1273527232
Auka Dıstari Bıriya Ra
Meso Teso http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1273526466
Adırê Cıgera Xo Bıde Mı
Meso Teso http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1273354908
Hiniyê Xo, Xo Vira Mekerime
Meso Teso http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1273349127
Dersim 4 Mayıs Anma
Ali Rıza Aksoy http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1253642326/index_html?dateiname=1273049463
Dersim 38 Forumu'ndan
Akt. S. Cengiz http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1272925839
Serdarê Dewleta Tırkiya Erdoğan Qesa Raste Vake, „Hitlero en pil İsmet İnöniyo“
Meso Teso http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1272873786
HELİN ŞAHİN YAZDI
Güç ve Umut Veren Bir Ses: Emmanuel Jal
Helin Şahin http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262517545/index_html?dateiname=1272763335
Die JUJU-TANZ Gruppe aus Kamerun-Afrika tritt als Gast beim Dersim Kulturzelt auf
İsmail Kılıç http://www.desmalasure.de/09/1225812816/index_html?dateiname=1272730325
Türk Devlet Geleneği
Meso Teso http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1272762764
Bir Mayis Bildirisi
Dersım 38 & Munzur Enformasyon Ve Eylem Merkezi
Özcan Yıldız http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225814270/index_html?dateiname=1272760990
Güzel Bir Örnek
Muhterem K. http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1252422154/index_html?dateiname=1272760195
Vengê xode xenekinime
Meso Teso http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1272762343
Kurmanci Sonetan (201 - 250)
Rıza Topal http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1233915376/index_html?dateiname=1272585590
Tice gına nur sero
Meso Teso http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1272497769
Re: Selman-ı Farisi Kimdir
Meso Teso http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1262041687/index_html?dateiname=1272406332
Manici Adem Gelenekleri (2)
Seyfi Cengiz http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1272284275
Hayat Ağacı ve Dar-ı Mansur
h-alibaba http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1255874678/index_html?dateiname=1272197472
Manici mitolojide Adem ve Havva'nın orijini
Seyfi Cengiz http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1225813917/index_html?dateiname=1272067762
Jerewan, 22. April 2010:
Pressemitteilung des Präsidenten der Republik Armenien
AGA - e.V. http://www.desmalasure.de/09/1225761131/1252422154/index_html?dateiname=1271974558